Yaşam yolculuğumuzda inişler ve çıkışlar olur. İnsan olmayı ve yetişkin olmayı öğrenmek için pek çok kez hata yapmamız da olağan bir süreç. Ama bazen öyle şeyler gelir ki başımıza buna bir son vermemiz gerektiğini düşünürüz. Kendimize zarar verdiğimizin farkına varırız. Sürekli aynı döngüleri yaşarız. Ve artık dış dünyadaki insanları suçlamak yerine neden ben bu insanları hayatıma alıyorum ve neden bu acı süreçleri yaşıyorum? Neden sınırlarıma sahip çıkamıyorum? Neden manipüle ediliyorum? Soruları terapiye/danışmanlığa başlamak için doğru sorulardır.
Çünkü diğer insanları suçlamamız bize hizmet etmez. Bizim yapabileceğimiz tek şey kendimizi değiştirmektir. Neden ben bu tip insanlar ile buna benzer döngüleri yaşıyorum? İnsan rasyonel bir varlıktır ancak büyük oranda bilinçdışı güdülerle hareket eder. Bizler büyürken pek çok travmatik yaşam olayı ile karşılaşıp, bastırarak hayatımıza devam ederiz. Ancak o bastırdığımız şeyler yüzeye çıkıp bu bozuk parçaları halletmemiz için bizi güdülerler. Ve neyse o konu tam da bunu yaşayacağın arkadaş, partner bulursun. Ve hoşuna gitmeyen bir takım dramlar yaşarsın. Acı çekersin, depresyona girersin. İnsanlardan uzaklaşırsın. Artık acıya katlanamaz olduğunda da yardım almaya karar veririsin. Kendi iç dünyana bakıp asıl kaynakları bulup yüzleşmen gereken pek çok şey ile karşılaşırsın.İlk başta bunlar da sana acı verebilir, üzebilir. Depresyona benzer süreçler de yaşaman olası…
Ancak bu süreçte bu olumsuz duygular beklediğimiz süreçlerdir. Sen bunların farkına vardıkça inandığın o çocuksu düşlemelerin yıkıldıkça yas tutarsın. Ama bu sefer olması gereken olur. Yani sana faydası olacak acılar yaşarsın. Terapistler de güvenli bir dayanak olarak sana eşlik ederler.
Mesela annen duygularını çok gösteremeyen biri olsun. Bu çocuk için şu anlama gelebilir. Sevilmiyorum. Değerli değilim vb. Bilinçli olarak bu bir sorun gibi gelmeyebilir. Ve hatta farkında bile olamayabilirsin. Büyüdüğünde partner olarak yine duyguları yalıtılmış birini seçip ondan duygu alabilmek için senelerini harcayabilirsin. İlişkide debelenip durusun. Çok mutsuzsundur ama gidemezsin. Çevrendeki insanlar buna bir anlam veremeyebilirler. Senin gibi güçlü ve kararlı biri nasıl olurda böyle bir ilişkide güçsüzleşir?
Böyle bir çocukluk meselesi olmayan biri şöyle yapabilirdi: Senden her hangi bir duygu hissedemiyor muyum? Beni sevdiğini hissedemiyor muyum? O halde hoşçakal…
Ama hoşçakal demek bir yana aldatıldığınız, şiddet gördüğünüz, aşağılandığınız halde gidemiyor ve orada kalmakta ısrar ediyor bile olabilirsin. Burada bilinçdışı güçler arka planda çalışıyor demektir.
Yani bireysel danışmanlıklar seni güzellemek ve iyi hissettirmek ve yol gösterip akıl vermek gibi kısa vadede sana iyi gelebilecek ama uzun vadede yararı olmayan bir bir görüşme değildir. Yani şunu demek istiyorum: Terapist sana akıl verecek, seni yönlendirecek bir i değildir. En azından ben böyle bir danışman değilim. Kendi yaşam yolculuğunda içindeki çocuk parçalarını anlayıp onları büyütmene ve sana zarar veren ilkel savunmalarını anlamana yardım eden ve kendi sorumluluklarını alman gerektiğine inanan ve sen nasıl bir insan oluşan ol yargısızca sana rehber olmaya devam edecek olan bir danışmanım.
Kendini anlamak emek ve sabır ister. Gerçek kendiliğine yolculuk bir bebeğin büyüme aşamaları gibidir. Şu an da bir karakterin var evet. Bu karakterin, temelden başlayarak sana zarar veren sızıntıları, çürük duvarları bulup, restore etmek olarak tanımlayabiliriz danışmanlık/terapi sürecini.